Altmışın üzerinde ürün ekranında AI'ın arayüzde nereye konduğuna baktık. Web'de neredeyse herkes aynı yeri seçmiş: sağdan açılan bir panel. Mobilde ise AI köşedeki ikon olmayı bırakmış — alt menüde bir sekme.
Bir önceki yazıda siteni ajanlara okutmayı konuşmuştuk — semantic HTML, structured data, WebMCP. O yazı makinenin gördüğü taraftaydı. Bu yazı insanın gördüğü tarafta: AI senin ürününün tam olarak neresinde duruyor?
Çünkü tek bir yer yok. Üç tane var ve üçü birbirinden çok farklı sorular soruyor.
Kullanıcı hiç gelmiyor
İşlemi ajan yapıyor. Senin arayüzün hiç açılmıyor.
AI arayüzde duruyor
Kullanıcı ürüne giriyor, AI orada bir yerde bekliyor.
Otomasyonu o kuruyor
Ürünün içinde kendi akışını, kendi ajanını kuruyor.
Çoğu ekip yalnızca ikincisini yapıyor. Ve birazdan göreceğin gibi, onu da herkesle aynı şekilde yapıyor.
Birinci konumKullanıcının hiç gelmediği yer
Bir kullanıcı Claude ya da ChatGPT üzerinden senin ürününde işlem yapabiliyorsa, senin arayüzün o işlemde hiç devrede değil. Tasarımın, mikro etkileşimlerin, onboarding akışın — hiçbiri görünmüyor. Görünen tek şey ürününün ne yapabildiği.
WebMCP tam da bunun için çıktı: site, ajanın çağırabileceği araçları kendisi tanımlıyor, ajan arayüzü tahmin etmeye çalışmıyor.
WebMCP bugün bir W3C Community Group taslağı — standart değil, standart yolunda da değil. Chrome 146'da uygulaması var ama enable-webmcp-testing bayrağının arkasında, varsayılan olarak kapalı. Ve en önemlisi: Claude, ChatGPT, Gemini ya da Perplexity bugün sitelerin WebMCP araçlarını doğrudan çağırmıyor. Yani bu katman gerçek ama henüz yaşamıyor. Ona göre bütçe ayır.
Bu konumun mobil karşılığı beklediğinden daha yakın. Truecaller'da asistan gelen aramaları senin yerine açıyor; Beside'da AI Receptionist sesli mesajları karşılıyor. İkisinde de ürünün asıl işi yapılırken kullanıcı ekranın karşısında değil. Arayüz devrede değil, ürün devrede.
İkinci konumHerkesin aynı yere koyduğu panel
Asıl kalabalık burada. Gemini, Linear, Asana, HoneyBook, Framer, Fabric, Chatbase — hepsinde AI sağ taraftan açılan bir panel. Tek istisna Claude, o da anlaşılır: orada AI ürünün kendisi, ayrı bir köşeye konması gerekmiyor.
Karakter yok, avatar yok, arayüze gömülmüş yaratıcı bir çözüm yok. Sağ altta bir ikon, tıklayınca sağda bir sohbet alanı. Bu kalıp o kadar yerleşti ki artık bir tasarım kararı olmaktan çıkıp varsayılan hâline geldi.
İkinci bir yerleşim daha var ve o da kendi içinde yakınsamış: metin editörlerinde seçim üzerine çıkan satır içi menü. Üç farklı ürüne bak.
| Coda | Confluence | Obvious |
|---|---|---|
| Kısalt | Daha kısa yap | Kısalt |
| Detaylandır | Daha uzun yap | Detaylandır |
| Özetle | Özetle | Özetle |
| Daha basit dil | Tonunu değiştir | Daha resmî / daha samimi |
| Maddelere çevir | Çevir | Maddelere çevir |
Üç ayrı ürün, neredeyse aynı beş fiil. Ve dikkat et: hiçbiri kullanıcının asıl işiyle ilgili değil. Hepsi metni dönüştürüyor. Bir proje yönetim aracındaki AI'ın “daha resmî yap” demesi, o aracın ne işe yaradığıyla ilgili hiçbir şey bilmediğini gösteriyor.
İşi yapmak ile arayüzü anlatmak
Aynı panelin içinde iki tamamen farklı davranış görülüyor. Karşılaştır.
HoneyBook: arayüzü anlatıyor
- “Potansiyel müşteriye e-posta yazar mısın?”
- Cevap: altı maddelik bir tarif. “Projene git, Activity'yi aç, Reply to this message'a bas…”
- Kullanıcı e-posta istedi, dokümantasyon aldı.
Asana: işi öneriyor
- Panel boş açılmıyor.
- “Son başarılarımı özetle”, “Geciken görevlerimi bul” hazır duruyor.
- Her biri ürünün kendi verisine bağlı bir iş, genel bir sohbet değil.

Boş bir sohbet kutusu, kullanıcıya “ne isteyeceğini sen bul” demektir. Asana bunu çözmüş; hazır komutlar aynı zamanda ürünün AI ile ne yapabildiğinin listesi oluyor. HoneyBook ise sohbet kutusunu bir yardım merkezine bağlamış — teknik olarak çalışıyor, ama kullanıcının istediği şey yapılmıyor.
Bir üçüncü davranış daha var: WRITER'da AI talep üzerine çalışmıyor, sürekli çalışıyor. Sağda kapanmayan bir ray var, metni yazarken puanlıyor — dil bilgisi, terminoloji, üslup, açıklık, kapsayıcılık. Kullanıcı AI'ı çağırmıyor; AI zaten orada.
Mobilde sağ taraf yok, o yüzden AI alt menüye taşındı
Telefonda “sağdan açılan panel” diye bir yer yok. Yer olmayınca AI köşedeki ikon olmayı bırakıyor ve alt navigasyonda kendine bir sekme alıyor.

Otter'da AI Chat, Cleo'da Chat, GitHub'da Copilot, Truecaller'da Assistant, Beside'da doğrudan AI. Mindvalley ve X ise daha da ileri gitmiş: AI'ı alt menünün tam ortasına, en büyük ve tek renkli hedefe koymuşlar. Superpower, Places ve Meta AI'da da aynı yerleşim var.
Bu ayrıntı gibi görünüyor ama değil. Sağ alttaki yüzen ikon kimseden bir şey almaz; alt menüde bir sekme almak zorunludur. Beş yer var, AI birini istiyorsa bir şeyin aşağı inmesi gerekiyor. Yani mobilde AI'ın yerleşimi bir görsel tercih değil, bir öncelik beyanı — ve web'deki köşe ikonunun aksine ölçülebilir bir bedeli var.
Bir de şu var: alt menüdeki bir sekmenin adı olmak zorunda. “Sohbet” yazamıyorsan bir şey adlandırmak gerekiyor. İsim verme refleksi buradan çıkıyor.
İsim ve karakter: beş basamaklı bir merdiven

Merdivenin en alt basamağında yalnızca bir ad var. Public'te asistanın adı Alpha; ne avatar var ne renk, sadece ekranın tepesinde bir kelime. Bir basamak yukarıda ad bir işaretle geliyor: Zip'te Zia, adının altında “AI-Powered Chatbot” yazan küçük bir avatarla. Ubank'te Fin bir logo karesi. Origin'de Sidekick, Base'de Bankr, MLS'te MLS Sidekick, Starling'de sadece Starling Assistant.
Üçüncü basamakta iş marka dünyasına dönüşüyor. Cleo mor bir evren kurmuş; kendi tipografisi, kendi emoji dili ve seni azarlayan bir tonu var: “58,96 dolarlık bakiyenin bu konuda söyleyecek nesi var?” Altına reaksiyon GIF'i geliyor. Dördüncü basamakta çizilmiş bir karakter çıkıyor — çocuklara yönelik GoHenry'de bir robot, Dave'de gözlüklü bir ayı, yemek takibi yapan BitePal'de tabağını tararken sana bakan bir kedi. Beşinci basamakta ise asistan doğrudan bir yaratık: Tolan'da tam ekranı kaplayan üç boyutlu bir figür, Replika'da adını ve yüzünü senin seçtiğin bir avatar.
Bu merdivende bir örüntü var: işin sonucu ne kadar ciddiyse, karakter o kadar yumuşak. Para ve sağlık uygulamaları karakteri en çok kullananlar. Bir robot ya da ayı, kötü haberi veren tarafın sertliğini alıyor. Ama aynı yumuşatma bir sorumluluk sorusu da açıyor — ve bazı ürünler bunu fark etmiş: Starling asistanın adının hemen altına “Responses generated by AI” yazmış. İsim veriyorsun, sonra altına o ismin ne olmadığını yazıyorsun.
Yerleşim tarafında en cesur karar ise bambaşka: bunq'ta Finn, arama fonksiyonunun yerini aldı. Yeni bir köşe açmak yerine var olan bir öğeyi devraldı; kullanıcı bir harcamasını aramak istediğinde artık arama kutusuna değil, bir asistana yazıyor. Hypelist'te de benzer bir hamle var — arama çubuğunun içine yerleşmiş bir “Ask AI” düğmesi. AI yeni bir yer açmıyor, var olan bir yeri yiyor.
Kamera da bir AI girişi
Web'de AI'ın girişi tek bir yer: bir metin kutusu. Mobilde ikinci bir giriş var ve çoğu ekip onu AI'dan ayrı bir özellik sanıyor.

Bevel'de kamera ekranının altında “Import” ve “Describe” düğmeleri var: fotoğrafı çekiyorsun ya da yazıyla anlatıyorsun — ikisi de aynı asistana giden yol. BitePal tabağı tarıyor ve ekranda “Scanning plate. Powered by AI” yazıyor. SHEIN'de Visual Search, Me+'ta AI Scan for Daily Routine aynı işi yapıyor.
En net karar MacroFactor'de: üstteki şeritte Scan, Search, AI ve Quick Add eşit sekmeler olarak yan yana duruyor. AI bir yetenek değil, bir giriş yöntemi olarak konumlanmış — barkod okutmakla aynı seviyede. Ürününde kamera varsa, orası AI'ın ikinci kapısı; ve o kapıyı tasarlamadıysan kapalı bırakmış oluyorsun.
Boş ekran ne öneriyorsa, AI'ın erişimi odur
Mobilde boş kutu problemi büyük ölçüde çözülmüş: neredeyse her AI ekranı hazır önerilerle açılıyor. Ama o önerilerin ne olduğu, panelin arkasında ne olduğunu ele veriyor.

Origin'in Sidekick'i şunlarla açılıyor: “Kredilerimi özetle”, “Geçen ay ne kadar biriktirdim?”, “Nakit akışım nedir?” Altında ikinci bir blok var — Plan with AI: Acil Durum Fonu, Emeklilik Hazırlığı, Portföy Analizi. Superpower'da da aynı seviye: “SP2 protokolüm nasıl çalışıyor?”, “Şu anki sağlık hedeflerim neler?”
Acorns'ta ise öneri şu: “Yönlendirmeler nasıl çalışır?” Bu bir yardım merkezi sorusu. Üç ekran da aynı bileşeni kullanıyor; ayrım tasarımda değil, AI'ın hangi veriye bağlandığında. Önerilen sorular kullanıcının kendi verisine dokunuyorsa AI ürünün içinde, dokümantasyona dokunuyorsa AI ürünün yanında demektir.
Bunu ekibinle hızlıca test edebilirsin: AI panelinin boş ekranındaki üç öneriyi oku. Hiçbiri “benim” kelimesini içermiyorsa, muhtemelen bir yardım merkezi tasarladın.
Kutunun altındaki küçük yazı
İki yıl önce böyle bir bileşen yoktu. Bugün baktığımız neredeyse her AI ekranının giriş kutusunun altında gri, dokuz punto, ortalanmış bir satır var. Kimse tasarlamıyor ama herkeste var.

Toplayınca iki ayrı aile çıkıyor. Birincisi doğrulukla ilgili: Public'te “AI-generated. Not investment advice. Review for accuracy.”, Binance'te “Binance AI can make mistakes. Verify its outputs!”, monday.com'da “AI may be inaccurate, make sure to review it.”, Oura'da tek cümle — “Advisor can make mistakes.” Mindvalley ise dört satır yazmış: Eve AI'ın verdiğinin tıbbi, finansal ya da terapötik tavsiye olmadığını ve şirketin görüşünü yansıtmayabileceğini söylüyor.
İkinci aile daha nadir ve kullanıcı için daha değerli: veriyle ilgili olan. Klarna'nın AI sohbetinin altında “Bu konuşma güvenlik ve kalite için bir tedarikçi üzerinden kaydediliyor” yazıyor. Ubank'te Fin sohbeti açılır açılmaz “Biz istemedikçe kişisel bilgilerini paylaşma” diyor. Zip ise ikisini birleştirmiş: “AI can make mistakes. Our Terms and Privacy Policy control.”
Buradaki tasarım sorunu şu: ürünün bu şeyin ne olduğunu kullanıcıya söylediği tek yer burası, ve orası ekranın en okunmaz yeri. Doğruluk uyarısı hukuk departmanını koruyor; veri uyarısı kullanıcıyı koruyor. İkincisini yazan ürün sayısı çok daha az — oysa kullanıcının bilmek istediği asıl şey o.
Üçüncü konumKullanıcının kendi kurduğu ajan
Bu katmanı otomasyon araçlarıyla anlatmak kolay: n8n, Twenty ve Apollo'da “AI Agent” artık bir düğüm tipi. Ama o araçları zaten teknik ekipler kullanıyor. Asıl soru şu — sıradan bir uygulama kendi kullanıcısına bunu veriyor mu?
Cevap ilginç: veriyorlar, ama otomasyon veriyorlar; ajan değil.

N26, Starling, Cash App, One ve Vivid'de aynı yapı: “her ay şu tarihte şu hesaba şu kadar aktar”. Rocket Money, Quicken ve Origin'de aynı şey daha ayrıntılı hâliyle var — “işlem şunu içeriyorsa kategorisini değiştir”. Notion'ın mobil otomasyon ekranı kalıbı en çıplak hâliyle gösteriyor: When → New trigger, Do → New action.
Koşulu da eylemi de kullanıcı giriyor. Ortada karar veren bir şey yok. Bu otomasyon, ve yıllardır var; AI'ın eklediği bir şey yok. Yine de birçok üründe bu ekranların üstünde bir yıldız ikonu duruyor.
Plum farklı bir yerde. Ekranın adı Brain ve ekran kullanıcıya birinci tekil şahısla sesleniyor: “Senin için parayı nasıl ayırdığımı buradan ayarlarsın.” Kurallardan birinin adı Naughty rule — hoşlanmadığın bir yerde alışveriş yaptığında para ayırıyor. Koşul artık bir tarih değil, bir davranış.
Bir üst basamak da var: kullanıcının sıfırdan bir asistan kurması. Ve orada kullanıcı, bir ürün ekibinin verdiği kararların aynısını veriyor.

Beside'ın AI Receptionist ekranında karşılama mesajını, kapanış mesajını, ses tonunu, konuşma hızını ve telaffuzu ayarlıyorsun. Grok Bot'ta ajana bir renk ve bir şekil işareti seçiyorsun — ekranda açıkça “bu ajanın işareti her yerde böyle görünecek” yazıyor — sonra talimatını yazıyor ve ona bir rutin veriyorsun: “Weekly meal prep, her pazar 08.41.” WhatsApp'ta kurduğun AI'a örnek diyaloglar yazıyorsun (“Feeling down, need a pick-me-up” → “Aww, buddy! *big hug*”) ve yeteneklerini anahtarlarla açıp kapatıyorsun: görsel üretimi, web araması.
İsim, görünüm, ton, hız, örnek diyalog, yetenek listesi. Bir asistan tasarlarken ekibinin masaya yatırdığı ne varsa, bu üç ekran kullanıcıya devrediyor. Fabric'te “Your AI profile” diye bir ekran var; AI'ın senin hakkında bilmesi gerekenleri oraya sen yazıyorsun.
Ortaya üç basamaklı bir merdiven çıkıyor: kural → ayar → yaratma. Kuralda koşulu sen yazıyorsun, sistem uyguluyor. Ayarda ajan zaten var, sen davranışını belirliyorsun. Yaratmada ajanı baştan sen kuruyorsun. Çoğu ürün hâlâ birinci basamakta duruyor ve oraya “AI” diyor.
Ton artık bir ayar
Bu devrin en sessiz kayması burada. Markalar yıllarca tone of voice dokümanları yazdı. Şimdi o kaydırıcıyı kullanıcıya veriyorlar.

Bevel'de kaydırıcının iki ucu Gentle ve Direct; ortada duruyorsa asistan “cesaretlendirme ile doğrudanlığı harmanlayacağını” söylüyor. Oura'da bu, dört adımlık Advisor setup'ın ilk adımı: “Konuşalım şu bulguları” mı, “Verine bakalım” mı? Grok'ta hazır ayarlar var — Kısa, Resmî, Sokratik, Kapsamlı — ve altında serbest talimat kutusu.
ChatGPT en ileri gitmiş: temel bir stil seçiyorsun (Friendly), sonra Warm, Enthusiastic, Headers & Lists ve Emoji ayrı ayrı düğmeler olarak duruyor. Emojinin kendi ayarı var. Ton artık bir metin değil, bir parametre kümesi.
Sesli tarafta iş kimliğe dayanıyor: X'te kişilik (Assistant, Translator, “Therapist”, Storyteller) ile ses (Ara “Upbeat Female”, Eve “Soothing Female”, Leo “British Male”) ayrı ayrı seçiliyor. Copilot'ta seslerin adı Canyon, Meadow, Rain. WhatsApp'ta Meta AI'ın seslerinden biri doğrudan Kristen Bell.
Bu iyi bir erişilebilirlik hamlesi — kimi kullanıcı doğrudan konuşulmasını ister, kimi yumuşaklık. Ama bir marka sorusu da açıyor: asistanın tonu kullanıcının ayarıysa, o ses kime ait? Ve daha pratik bir sorusu var: ürününde tek bir ton dokümanı varsa, bu kaydırıcıların uçlarını kim yazacak?
İşi gerçekten yapan iki ekran
Bunca ekranın içinde ayrı bir kategoriye giren birkaç tanesi var — AI'ın metni dönüştürmediği, ürünün içinde bir şey değiştirmeyi teklif ettiği ekranlar.

Cleo'da asistan şunu yazıyor: “Şu kişiden gelen Zelle'yi iki haftada bir düzenli gelir olarak kaydedebilirim, bir sonraki 22 Mayıs. Devam edeyim mi?” Altında üç seçenek: “evet, kur”, “hayır, tutarı değiştirelim”, “hayır, başka bir gelir ekleyeyim”. Bu bir sohbet cevabı değil; üründe bir kayıt açma teklifi, tam parametreleriyle ve geri dönüş yollarıyla.
Truecaller'da ise AI ürünün asıl işini yapıyor: gelen aramayı açıyor, karşı taraf konuşuyor, sen canlı olarak cevapları seçiyorsun. Beside'ın AI Receptionist'i sesli mesajları aynı şekilde karşılıyor.
Aradaki farkın adı erişim. Cleo'nun asistanı hesaplara yazabildiği için işlem teklif edebiliyor; HoneyBook'unki yazamadığı için tarif veriyor. Ve dikkat et — onay ekranı da bir tasarım işi. Cleo onay isterken hem ne yapacağını tam olarak söylüyor hem de iki tane “hayır ama” yolu bırakıyor. Mindvalley'de aynı anda hem “Confirm & proceed” düğmesi hem de feragatname var. Ajan davranışı arttıkça bu iki bileşen — onay ve geri alma — panelin kendisinden daha önemli hâle gelecek.
Bizim duruşumuz
“AI'ı ürüne ekledik mi?” yanlış soru. Sağ alta bir ikon koyup sohbet kutusu açmak bu soruya evet cevabı veriyor ve tartışmayı bitiriyor. Oysa üç konumdan yalnızca birine, hem de en kalabalık olanına girmiş oluyorsun.
AI senin işini mi yapıyor, yoksa arayüzünü mü anlatıyor?
Sorulacak soru bu. Cevap “arayüzü anlatıyor” ise elinde AI değil, sesli bir yardım merkezi var. Ve bu ayrım tasarım tercihi değil, mimari tercih: AI'ın ürünün verisine ve eylemlerine erişimi yoksa metni dönüştürmekten başka yapabileceği bir şey kalmıyor. Satır içi menülerde neden hep aynı beş fiili gördüğümüzün sebebi de bu.

Ekibinle şu testi yap: kullanıcının üründe yaptığı en sık üç işi yaz. Sonra sor — AI panelini açıp bu üç işi isteyen biri işi yaptırabiliyor mu, yoksa nasıl yapacağının tarifini mi alıyor? Üçünde de tarif alıyorsa panel değil, erişim eksik. İkinci test bir dakika sürüyor: boş ekrandaki üç önerinde “benim” kelimesi geçiyor mu?
Bu yazıdaki ürün örnekleri Mobbin arşivinde belirli sorgularla yapılmış taramalardan geliyor; sistematik bir örneklem değil, temsili bir oran iddiası taşımıyor. “Sekiz üründen yedisi” yalnızca web taramasında dönen sekiz ekran için geçerli — sektörün tamamı için değil. Mobil bulgular da benzer şekilde, yaklaşık altmış ekranlık bir tarama üzerinden okunmuş gözlemler. Ekranlar zaman içinde değişiyor; buradakiler 2026 sonbaharının hâli. WebMCP durumu ise Mayıs 2026 itibarıyla.
Sen hangi konumdasın — ve ürününü bugün bir ajan kullanmaya kalksa, arayüzün olmadan ne kadarını yapabilirdi?



