Tasarım sahnesindeki söyleşi bir yoklamayla başladı: salonda kaç UI tasarımcısı, kaç UX'çi, kaç araştırmacı var? Ardından gelen sohbet başlığın vaat ettiği teknik makası değil, o makasın insanlarda yarattığı endişeyi konuştu.
Uğur Çınar'ın en güçlü cümlesi de buradan geldi.
AI bizi işsiz bırakacaksa, o dünya zaten bambaşka bir dünya olacak. Belirsizlikle barışmak gerek.
— Uğur Çınar, OpenAI · GTM Account DirectorBeyin belirsizliği yok etmeye programlı
Çınar'ın çerçevesi şöyleydi: insan beyni belirsizliği yok etmek üzerine kurulu. Bir şey netleşmediğinde zihin boşluğu doldurmaya çalışıyor ve genellikle en kötü senaryoyla dolduruyor.
Ama bu, en kötü senaryoyu temel alınan varsayım yapmamızı gerektirmiyor. "Tasarımcılar işsiz kalacak" cümlesi bir tahmin değil, belirsizliğin taşınabilir hale getirilmiş bir versiyonu.
Metafor olarak eşiyle çıktığı telefonsuz doğa yürüyüşü tatilini anlattı: ekrandan uzaklaştığında ne olduğunu bilmemekle barışmak, bir süre sonra rahatlatıcı hale geliyor. Bilmemek ile felaket beklemek aynı şey değil.
Konuşulan diğer şeyler
Söyleşi tek bir eksende ilerlemedi; masaya birkaç başlık geldi:
- Günde dört saat çalışma senaryosu — üretkenlik kazancı gerçekten zamana dönüşürse ne olur?
- OpenAI'ın iç tasarım kültürü — bir AI şirketinde tasarım nasıl çalışıyor.
- Tasarımcının rol değişimi — makas kapanırken kimin işi hangi tarafa kayıyor.
- Ekran merkezli yaşam ve anlam — daha çok üretmek daha anlamlı çalışmak demek mi?
Başlıktaki "tasarım-geliştirme makasının sonu" ifadesi de bu çerçevede anlam kazanıyor. Makas teknik olarak kapanıyor — tasarımcı artık doğrudan çalışan bir şey üretebiliyor. Kapanmayan taraf ise hangi rolün ne iş yaptığına dair ortak anlayış.
Belirsizliği yönetmek de bir yetkinlik
Bu konuşma bir yol haritası vermedi, vermeye de çalışmadı. Verdiği şey bir tutum önerisi: net cevabı olmayan bir dönemde en kötü senaryoyu varsayılan kabul etmemek. Kariyer kararını panikle değil, elindeki gerçek bilgiyle vermek.
Konuşmanın Alive'26 sayfası — özet burada.


