Bir odada üç kişi var: bir yazılımcı, bir ürün yöneticisi, bir tasarımcı. Ve üçü de birbirine silah doğrultmuş.
Yazılımcı diyor ki: bana artık ne PM gerekiyor ne tasarımcı, ikisini de AI'a yaptırırım. Ürün yöneticisi aynı şeyi düşünüyor: kodu da tasarımı da ben ürettirebiliyorum. Tasarımcı da öyle.
Marc Andreessen buna üçlü Meksika açmazı diyor ve Vadi'deki öncü şirketlerde tam olarak bunu gördüğünü söylüyor. Peki kim haklı?
Yıllarca "ürün üçgeni" diye anlattığımız şey — kod, ürün, tasarım — tek bir kişide toplanıyor olabilir mi?
İtirazlarUzmanlaşma bir moda değildi
En güçlü itiraz tarihten geliyor. Bir yorumcu şunu hatırlatıyor: Sanayi Devrimi'nin en büyük verimlilik kazançlarından biri uzmanlaşmadan geldi. Tek kişinin bütün arabayı yapması yerine insanlar ayrı parçalarda mükemmelleşti.
Yani uzmanlaşma bir moda değil, bir icattı. Onu silerken ne kazandığını ve ne kaybettiğini ölçmek gerekiyor.
Bir başkası esprisini yapıyor: "Sen builder'sın! Sen builder'sın! Hepimiz builder'ız artık!" — "herkes her şeydir" söyleminin ne kadar ucuz olabileceğini hatırlatıyor. Bir diğeri daha temel bir soru soruyor: bu zaten AI'dan önce de böyle olmalı değil miydi? İnsanları neden oyunun sadece üçte birine bakacak şekilde eğittik?
Asıl meseleDeğişen roller değil, çıktının değeri
Tartışmanın en derin yorumu Brian Corrigan'dan geliyor. Diyor ki bunu mümkün kılan şey, eskiden çok değerli olan çıktının artık atılabilir olması. Bir PM sadece fikrini anlatmak için kod üretebiliyor. Geliştirici o fikri alıp production'a taşıyor ve prototipi çöpe atıyor.
Bu cümle tartışmanın eksenini kaydırıyor. Çünkü asıl değişen roller değil.
Çıktı ucuzladı. Değer, üretmekten seçmeye kaydı.
Bir PM'in kod üretebilmesi, o kodun kalması gerektiği anlamına gelmiyor. Prototip bir iletişim aracı haline geldi — spesifikasyon yazmak yerine çalışan bir şey gösteriyorsun, sonra atıyorsun. Bu, rolleri birleştirmiyor; aralarındaki dili değiştiriyor.
Transfer olmayanÜretebilmek, doğru olanı üretmek değil
AI üretme maliyetini düşürdü. O yüzden PM kod çıkarabiliyor, geliştirici ekran çizebiliyor. Ama transfer olmayan bir şey var: yargı.
| Köşe | AI ile artık üretebiliyor | Transfer olmayan yargı |
|---|---|---|
| Ürün yöneticisi | Çalışan prototip, ekran akışı | Hangi mimari kararın iki yıl sonra pahalıya patlayacağı |
| Tasarımcı | Fonksiyonel arayüz, veri bağlantısı | Hangi teknik borcun ürünü yavaşlattığı |
| Geliştirici | Ekran tasarımı, kullanıcı metni | Kullanıcının o ekranda neden takıldığı |
Sol sütun artık herkese açık. Sağ sütun değil — ve sağ sütun bir prompt'la kapanmıyor, yıllarca aynı problemin içinde durarak kapanıyor.
Bu tablo bir tahmin, ölçüm değil. Andreessen'ın gözlemi de belirli bir kesitten — Vadi'deki öncü şirketler. Yirmi kişilik bir startup ile beş yüz kişilik bir kurumda aynı dinamik beklenmez. Kendi ekibine bakmadan bu çerçeveyi uygulama.
Boris aynı yere başka kapıdan giriyor
Bu tartışmanın yanına Claude Code'un yaratıcısı Boris Cherny'nin haritasını koyunca ilginç bir şey oluyor. Boris kendi ekibine bakıp beş arketip görmüş — Prototyper, Builder, Sweeper, Grower, Maintainer — ve bunların iş unvanıyla hiç ilgisi olmadığını söylüyor. O beşliyi ayrıca yazdık.
İkisini yan yana koy. Andreessen üç işi tek role indiriyor. Boris ise unvanın zaten yanlış eksen olduğunu söylüyor. Aynı şeye işaret ediyorlar: unvanlar eriyor.
Ama Boris bir adım öteye gidiyor. Unvan erise de farklılıklar kalıyor — etiket olarak değil, doğa olarak. "Herkes builder oldu" cümlesi bu yüzden yarım: builder olmak bir kapı, varış değil.
Brick'in duruşu
Açmazın çözümü "üçünden biri kazanır" değil. Çözüm şu: herkesin diğer iki dili konuşabilmesi, ama birinde gerçekten derin olması.
İkinci dil, o işi devralmak için değil. Karşındakinin neyi neden zor bulduğunu anlamak için. Bir tasarımcının biraz kod yazabilmesi, geliştiricinin işini almasını sağlamaz; ona "bu ekran neden iki hafta sürüyor" sorusunun cevabını verir. Asıl kazanç bu.
İkinci dilini seçerken en uzaktakini değil, en çok çatıştığın köşeyi seç. Tartışmalarının en çok tıkandığı yer, öğrenmen gereken dilin nerede olduğunu zaten söylüyor.
Ne "hepimiz builder olduk, uzmanlık öldü" hype'ı, ne "uzmanlık kutsaldır" savunması. Eriyen şey unvan, yetkinlik değil.
Sana sorumuz şu: sen bu üçgende hangi köşedesin? Ve son altı ayda diğer iki köşenin dilini ne kadar öğrendin?
Çünkü silahı indiren değil, üç dili de anlayan kazanacak. 🧱



