Enes Zahid Urhan salona tek bir soru sordu: son bir ay içinde indirip beş dakikadan kısa sürede sildiğiniz bir uygulama var mı? Neredeyse bütün eller kalktı. Ona göre bunun adı sabırsız kullanıcı değil — seçeneğin çok fazla, toleransın giderek dar olduğu bir pazar.
Easyapp.ai'nin kurucusu; 250 binden fazla işletmenin mobil uygulamasını hazırlayıp mağazalarda yayınlamasını sağlayan bir ürünü yönetiyor. On yıllık mobil ekosistem deneyimini iki başlıkta anlattı: değere ulaşma süresi ve mini app'ler.
Dün alışkanlık, bugün sonuç
Eski mobil oyun planı tanıdıktı: indirt, nasıl kullanılacağını öğret, alışkanlığa çevir, sonra elde tutmaya çalış. Yapay zekânın getirdiği hızla birlikte kullanıcının beklentisi tek kelimeye indi: sonuç.
| Dün | Bugün |
|---|---|
| İndir → öğren → alışkanlık → elde tutma | Aç → sonucu al |
| Rekabet özellik sayısında | Rekabet değere ulaşma süresinde (time to value) |
Rakam da bunu destekliyor: pazarda yeni konumlanan bir ürünün son kullanıcıyla muhatap olabildiği ortalama süre 32 saniye. Bu sürede değer önerisi anlaşılmazsa kullanıcıların %95'i uygulamayı terk ediyor. Urhan'ın vurgusu şu: değer varsa ama geç geliyorsa, kullanıcı o değeri hiç görmemiş sayılır.
Bunu taşıyabilenler de var elbette — büyük markalar kullanıcıyı aylarca eğitim almaya ikna edebiliyor. Ama bu, marka büyüklüğüyle doğru orantılı bir lüks.
Kendi ürünü80 adımı kaldırdılar, sonra bir kısmını geri koydular
Verilerde tuhaf bir tablo görmüşler: kullanıcılar geliyor, çok ekran geziyor, ortalamanın üzerinde zaman geçiriyor — ama üretim yapmıyor. Bir editör için bu, değer önerisinin hiç teslim edilememesi demek.
Sebep eksik bir özellik değil, fazla yoldu. Eski sürümde renk, font, ikon paketi, menüler derken 70-80 adımlık bir kurulum vardı. Üçüncü sürümde bunların tamamını kaldırıp tek bir prompt'a indirdiler.
Boş bir metin kutusu herkese yaramıyor
Yayına aldıktan sonra kullanıcıların yaklaşık %35'inin kutuya sadece "merhaba, ben bir mobil uygulama yapmak istiyorum" yazdığını gördüler. Küçük ve orta ölçekli işletmelerden prompt mühendisliği beklemek gerçekçi değildi. Dördüncü sürümde sektörü, hedefi ve stili soran üç-dört adım geri kondu — ve dönüşüm oranı bunun doğru karar olduğunu gösterdi.
Büyüme bazen eklemek değil silmek. Ama neyi, nereye kadar sileceğini ölçmen gerekiyor.
Yeni formatMini app: küçük uygulama değil, kısa akış
Konuşmanın en güncel kısmı burasıydı — Apple'ın konsepti duyurmasının üzerinden bir ay geçmemişti. Tanım net: mini app daha küçük bir uygulama değil, tek bir ihtiyacı minimum sürtünmeyle çözen bir akış.
Örnekler günlük hayattan: restoranda QR okutup menüye ulaşmak, otelde hızlı check-in yapmak, kapalı eczanenin önünde nöbetçi listesini görmek, kütüphanede kitabın yerini bulmak, AVM'de kat planına bakmak.
Bu formatın neden şimdi önem kazandığını anlamak için mağaza bariyerine bakmak gerekiyor. Urhan kendi ekosistemlerinin rakamlarını paylaştı: son iki buçuk yılda 250 binden fazla uygulama oluşturulmuş; bunların yalnızca %1'i işlevsellik eşiğine yaklaşıyor ve o eşiği geçenlerin de çok küçük bir kısmı mağazada yerini alabiliyor. Yani uygulamayı yapmak artık zor değil; yayınlamak zor.
Arkadaki dünya ise bir rekabet hikâyesi. Google 2014-2018 arasında progressive web app'i ısrarla konumlandırmaya çalıştı — çünkü web ekosisteminin sahibi o. Apple ise mobil taraftaki gelir ekosisteminin büyük kısmını yönetiyor. Mini app, ikisinin tam ortasında doğan bir format: indirmeden telefona eklenen, mobil uygulama gibi davranan web deneyimleri.
Neden Apple böyle bir program açsın?
Salondan gelen soru tam da buydu. Urhan'ın cevabı: büyük platformlardan %30 komisyon almak güzel, ama sandviççiden, bakkaldan, doktordan, avukattan %15 almak işin rengini değiştiriyor. Ekosistemin tabana yayıldığı bir dönem başlıyor. Kayıt bir partner mini app üreticisi üzerinden yapılmazsa bu indirimli oran geçerli olmuyor.
AI'ın mobile dokunduğu yerler
Üretim
Fikrin ilk sürümünü çıkarmak neredeyse bedava. Zor olan artık doğru akışı bulmak.
Deneyim
Şablon seçtirmek yerine kişiye özel tema üretmek mümkün. Kişiselleştirme artık tercih değil standart.
Öğrenme
Her döngüde çıktı kalitesi artıyor — ama bu, kullanıcının bıraktığı bilgiyi doğru işlemene bağlı.
Dört adımlık deneme
Kapanışta somut bir tarif verdi. Kendi ürününde hemen denenebilir:
- Kritik bir akış seç — onboarding, paywall ya da destek akışı.
- "En az ekran" felsefesiyle bak: bu akışı nasıl kısaltabilirim?
- AI'ı iki noktada kullan: içerik üretiminde ve karar noktalarında. Ve insanı karar mekanizmasına dahil et.
- Önceki ve sonraki senaryo arasındaki kazanılan zamanı ölç.
Üçüncü maddedeki "insanı dahil et" kısmının kendi ürünlerindeki karşılığı hoş bir deseni anlatıyor: "Senin için bir renk seçtim, aşağıda başka seçenekler. Senin için bir font seçtim, aşağıda başka seçenekler." Yani sistem kararı veriyor ama son söz kullanıcıda kalıyor — halüsinasyonun açtığı güven boşluğunu kapatmanın en ucuz yolu.
Ve kapanış cümlesi: önümüzdeki dönemde kazanan daha çok özellik yapan değil, tek bir değeri en kısa yoldan ulaştırabilen olacak.


