Bir tasarım fikri toplantıda nadiren reddedilir. Kimse “hayır” demez. Ama ilk soru hep aynıdır: kaç gün sürer? Commencis'ten Tuğba Erdem, Anıl Şen ve Feyyaz Çoban, Alive Baku sahnesinde bu sessiz hayırı ve AI çağında tasarımcının onu nasıl aşabileceğini anlattı. Cevapları üç kelimede toplanıyor: tarif, doğrulama ve muhakeme.
ProblemOtoyol ile kaldırım
Commencis'te Design Manager olan Tuğba Erdem konuşmayı New York'la açtı. 20. yüzyılın ortasında otomobil Amerika'nın modernleşmesinin simgesiydi; şehir otoyollar ve kavşaklarla yeniden çiziliyordu. Bu planların arkasındaki isim Robert Moses'tı ve hız, iyi hayatın ölçüsü haline geliyordu. Karşısında ise Jane Jacobs vardı: planlanmamış bir kaldırımın sessiz ritmini, sokak hayatını savunan ses.
Tuğba'ya göre ikisi de aynı şeyi yapmaya çalışıyordu: neyin daha iyi olduğunu tanımlamak. Sadece çok farklı yerlerden bakıyorlardı. Bugün tasarımcılar da benzer bir yerde duruyor.
Sessiz hayır
Bir tasarım projesi başladığında ya da bir fikir ortaya konduğunda ilk gelen soru çoğu zaman fikrin kendisiyle ilgili değil. Kimse fikre itiraz etmiyor, neden öyle olması gerektiğini tartışmıyor. Fikir bir takvim sorusuyla karşılanıyor: kaç gün alır? Tuğba bunun adını sessiz hayır koydu: hiçbir zaman açık bir karara dönüşmeyen ama fikri her adımda biraz daha törpüleyen bir yargı.
Karşı tarafta muhakeme var. Yetenekli tasarımcıların yıllar içinde geliştirdiği, bazen “tasarımcı gözü” diye anılan şey: neyin neden iyi olduğunu söyleyebilmek. Sorun şu ki bu göz çoğu zaman tarif edilmiyor. Toplantıda “biraz daha sıcak görünsün” geri bildirimini almayan tasarımcı yoktur. Bu cümle bir çözüm üretebilir, hatta birden fazla. Ama hangisinin doğru olduğu tartışmaya açık kalır.
Tuğba'nın tespiti burada keskinleşiyor: tasarım üretmek artık darboğaz değil. Doğru araçlara erişimi olan herkes tasarım üretebiliyor. Asıl aranan, iyinin nasıl ve hangi ölçütlerle tanımlanacağı. Commencis ekibi bunun için bir sistem kurmuş.
TarifAjan, takım arkadaşının bildiğini bilmiyor
Staff UI Designer Anıl Şen sistemi ajanların eksik bağlamından başlayarak anlattı. Bir takım arkadaşına görev verdiğinde ona çok şey anlatmana gerek kalmıyor. Kendi deneyiminden, şirketin ortak bilgisinden, önceki projelerden ve toplantılardan bir bağlam çıkarıyor ve işi o bilginin üzerine oturtuyor.
Aynı işi bir ajana verdiğinde bu bağlam eksik kalıyor. Ajan boşlukları kendi varsayımlarıyla dolduruyor. Anıl'ın altını çizdiği nokta: bu varsayımlar kendi içinde doğru olsa bile senin için doğru olmayabilir, çünkü şirketin standartlarını ve beklentilerini karşılamıyor. Her seferinde yeniden anlatmak da bir çözüm değil.
Commencis'in cevabı Relay: Figma'ya bağlanan ve ekibin kendi standartlarını içine yerleştirdiği bir araç. Piyasadaki Figma MCP benzeri araçlar gibi dosyayı okuyup üzerinde değişiklik yapabiliyor; farkı, şirketin daha önce belirlediği kuralları biliyor olması. Ondan bir tasarım sistemi kurmasını istediğinde önce soruyor: hangi font, hangi ana renk? Cevaplara göre değişkenleri ve koleksiyonları kendisi oluşturuyor. Bileşen dokümantasyonu da aynı mantıkla çalışıyor: bir bileşenin hangi bölümlerden oluşması ve hangi bilgileri içermesi gerektiği bir kez tarif ediliyor, sonra her seferinde aynı standartta üretiliyor.
Böylece ajana bir görev vermekten öte, doğrulanabilir ve sonucu tahmin edilebilir bir beklenti vermiş oluyorsun. Sahnedeki slaytın başlığı bunu tek cümlede söylüyordu: örtük olanı açık hale getirmek (from tacit to explicit). Ekip, yıllarca varsaydığı şeyleri ajana anlatmak zorunda kalmış ve bunu dört başlıkta toplamış: bağlam, ölçüt, kısıt ve tamamlanma.
Doğrulama“Tamamlandı” demesi tamamlandığı anlamına gelmiyor
Anıl'ın ekibi bir işi ajana devretmeden önce ona birkaç soru soruyor: tekrar eden bir iş mi, uygulanabilir mi, ajan yapabilir mi ve en önemlisi çıktısı doğrulanabilir mi?
Doğrulamanın neden kritik olduğunu bir sayıyla anlattı. Bir tasarım sistemi kurulurken 392 token beklerken 391 tane oluşabilir. İsimler yanlış olabilir, değişkenler yanlış koleksiyona atanabilir. Ajan uygulama sırasında hatalarla karşılaşıp yine de “tamamlandı” diyebilir. Bir aracı kullanılabilir yapan şey aynı zamanda güvenilir olması; çıktısına güvenemediğin aracı kullanmanın anlamı kalmıyor.
Peki her şeyi otomatikleştirmeli miyiz, bütün tasarım kararlarını ajana mı bırakmalıyız? Anıl'ın cevabı net: hayır. Hedef tasarımcıya zaman kazandırmak. Hepimizin “angarya” dediği tekrar eden işleri ajana verip, kazanılan zamanı tasarım kararına ve yaratıcı düşünceye ayırmak.
Deneyip görmekBir sonraki sprinte kalmayan animasyon
Commencis'te yaklaşık beş yıldır UI tasarımcısı olarak çalışan Feyyaz Çoban, ekibin kendi yaptığı iki işle devam etti. Birincisi Commencis tasarım topluluğu için bir mikro site. Topluluk büyüdükçe tasarımcıların kendilerini ifade edecek bir alana ihtiyacı doğmuş. Normalde bu iş geleneksel süreçle yürürdü: biri tasarlar, biri geliştirir, biri test eder. Ekip bunun yerine vibe coding ile siteyi kendisi kurmaya karar vermiş. Deneyip sonucuna göre ilerlemenin faydasını o kadar net görmüşler ki siteye skorunu paylaşabileceğin küçük bir oyun bile eklemişler.
İkincisi sitenin tanıtım videosu. Geleneksel yol uzundu: 3D modelleri kim yapacak, After Effects'te kim birleştirecek, storyboard'u kim çizecek? Farklı ekiplerden, kendi takvimleri dolu insanları bir araya toplamak gerekecekti. Feyyaz birkaç gün AI ile denemeler yapmış. İlk çıktılar kötüymüş; sahneyi kendin tasarlaman ve kurguyu iyi yönetmen gerekiyormuş. Ama sonunda ofiste Tuğba'nın yanına koşup “bunu yapabiliriz” dediğini anlattı.
Feyyaz'a göre asıl kazanım bir yetkinlik. Bir örnek verdi. Sitede bir kare var ve onun 400 milisaniyede yuvarlağa dönüşmesini istiyorsun. Geliştiriciye söylüyorsun; cevap “bunu sonraki sprinte planlayabilir miyiz?” oluyor, çünkü projenin başka öncelikleri var. Üstelik 400 milisaniyenin doğru olup olmadığını ancak sitede oynattığında görebilirsin. Geliştiriciyle bunu tekrar tekrar deneme ihtimalin yok. Kendin denediğinde ise hissi doğrulayabiliyor, en iyi sonuca ulaşana kadar iyileştirebiliyorsun.
Mikro sitenin hizmetler bölümü için de böyle ilerlemişler: Figma'da çok sayıda alternatif tasarlayıp elemişler, bazılarını koda dökmüşler, sitenin genel akışına uymadığını görüp sadeleştirmişler ve sonunda üç alternatif arasından seçmişler.
Emek azalmıyor, sadece şekil değiştiriyor.
Feyyaz Çoban, Commencis · Sr. Lead UI DesignerÜçüncü günün sorunu
Feyyaz hype'a da bir not düştü. Sosyal medya “üç dakikada site yaptım, beş dakikada uygulama yaptım” videolarıyla dolu. İlk çıktıyı bu kadar hızlı almak gerçekten önemli. Ama video bittiği yerde tasarımcının işi başlıyor: ilk ekran çıkıyor, sonrası tasarım bütünlüğü açısından tatmin etmiyor.
Şirketten bir örnek verdi. Bugün Commencis'te herkes vibe coding ile bir şeyler yapıyor. İlk gün bir arkadaşı heyecanla gelip yaptığını gösteriyor; Feyyaz da gerçekten etkileniyor. Ertesi gün aynı arkadaş geliyor: bir şeyler karmaşık oldu, renkler tutmuyor. Üçüncü, dördüncü gün heves düşüyor, çünkü tasarımı baştan sona kuramıyor. Karar verme ve tasarlama kasları burada ortaya çıkıyor.
Tekrar denemekten vazgeçmeyelim, kaslarımızın körelmesine izin vermeyelim.
ÇerçeveEncode, verify, judge
Tuğba konuşmayı üç parçalı bir çerçeveyle topladı: encode, verify, judge. Tasarım süreçlerinde AI ile gerçekten iş çıkarmak için üçüne birden ihtiyaç var.
Tarif et
Neyi açık hale getirebiliriz? Dil modelleriyle çalışırken sezgini somut ölçütlere çevirmek zorundasın.
Doğrula
Neyi bağımsız olarak kontrol edebiliriz? Ajanın “bitti” demesi işin bittiği anlamına gelmiyor.
Karar ver
Ne hala muhakeme ister? Neyin neden iyi olduğuna sen karar verirsin. Hız gerekli, ama karar verici olmasın.
Kapanış için Tuğba bir şehir hikayesine daha döndü: Kopenhag. Şehrin ana caddesi trafiğin ve ticaretin döndüğü yerdi. İnsanların sokakta nereye gidip nerede durduğuna bakılarak caddenin yayalaştırılması önerildiğinde büyük itiraz geldi. Bugün ise o cadde şehri ziyaret edenlerin ilk gittiği yerlerden biri, çünkü deneyim öncelikli. Tuğba'ya göre tasarımcılar tam böyle bir noktada: AI belki sessiz hayırla ve takvim baskısıyla başa çıkmamıza yardım ediyor. Ama neyin neden iyi olduğunu tarif etmek için güçleri birleştirmek gerekiyor.
Blender'ı bilmeden 3D video
Salondan gelen soru videodaki 3D görselleştirmenin nasıl yapıldığıydı. Feyyaz'ın cevabı yöntemin özünü gösteriyordu. Hazır bir video üretim aracına gidip videoyu tarif etmek yerine, AI'a bir program kullandırmayı tercih etmişler. Çünkü bu yolda kaynak dosya ellerinde kalıyor ve tasarımcı sonradan dosyaya müdahale edebiliyor. Modelleme ve animasyonu Blender'da yaptırıp render'ları almışlar.
İşin ilginç tarafı Feyyaz'ın Blender'ı neredeyse hiç bilmemesi. Kendi tahminiyle programın yüzde onunu biliyor; tek başına bir uçak modellese günlerce uğraşırdı. Ama AI'a tarif ederek ve referans görseller vererek, AI'ın script yazıp Blender'ı yönettiği, kendisinin ise sonuca müdahale ettiği bir süreç kurmuş. Salona tavsiyesi: çekinmeye gerek yok.
Kaynak hakkında
Yazı salondaki ses kaydından ve Commencis'in paylaştığı sunumdan hazırlandı. Konuşmacıların aktardığı süreler ve örnekler (392'ye karşı 391 token, 400 milisaniyelik animasyon) kendi deneyimleri; bağımsız bir ölçüm değil.
Bir sonraki “daha sıcak olsun”u ölçüte çevir
Ekibinde en sık duyduğun belirsiz geri bildirimi seç. Onu ajana anlatabileceğin iki üç somut ölçüte çevir: hangi renk aralığı, hangi tipografi ağırlığı, hangi boşluk. Sonra bir AI'a on alternatif ürettir ve hangisinin neden iyi olduğunu önce ajana, sonra kendine anlatmayı dene.
Senin ekibinde fikirler açık bir “hayır”la mı ölüyor, yoksa “kaç gün sürer” sorusuyla mı? 🧱
Alive Baku etkinlik sayfası, konferansın diğer konuşmaları ve programı burada.




